2 Kasım 2006

SIKINTI

İnsanı yanlışa yönlendiren sebeplerden biri belki de en etkilisi "Sıkıntı" dır.

İman ve ibadet, ruhun ferah ve saadet kaynaklarıdır. Bunlardan yoksun olan, yahut tam istifade edemeyen insanlarda ruhî sıkıntılar baş gösterir.

İnsanoğlu, kendisine düşen görevi tam olarak yaptıktan sonra sonuçları Allah’tan beklemesi gerekirken, bütün problemlerini kendi iradesiyle çözmeğe, bütün engelleri kendi kudretiyle aşmaya çalışır. Bunu başaramayınca da sıkıntıya düşer. İçindeki bu manevî sıkıntıyı ve ruhundaki bu tevekkül boşluğunu eğlencelerle, ahlâksızlıkla, içkiyle, uyuşturucuyla doldurmak ister. Bediüzzamanın ifadesiyle, “Muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur.” (Şuâlar)

Dalalet-i fikrin kaynağının "Yeis" (ümitsizlik) olmasına gelince, umutsuzluğa düşen bir insan, denize düşenin yılana sarılması gibi, sapık ideolojilerde, yanlış itikatlarda yahut gerçekten uzak şahsî görüşlerinde bir teselli aramaya başlar. Bunların hiçbiri insanı tatmin etmediği, onun manevî sorularına cevap veremediği ve onun için bir teselli kaynağı olamadığı için, bunlara kapılan bir insanın vazgeçilmez akıbeti yine umutsuzluğa düşmek ve çaresizlik içinde kıvranıp durmaktır.

Zulmet-i kalbin, ruh sıkıntısının kaynağı olması, genel bir kaide olmakla birlikte, burada öncelikle, günahkâr müminler söz konusudur.

Zulmet kelimesi, şu hadis-i şerifi hatırlatıyor:

“Her bir günah işlendiğinde kalpte bir kara leke hasıl olur.”

İşte bu kara lekeler, o günahkâr mümini hem sorumlu kılar, hem de ruhunu sıkıntılar içinde bırakır.
Bundan dolayı küçük büyük demeyip tüm günahlardan hemen tevbe istiğfar edilmeli vebir daha işlenmemelidir.

6 yorum:

mehmet abi dedi ki...

Ewet gerçekten her günahta küçük büyük küfre giden bir yol vardır Eğer bu günahlardan tevbe istiğfar ile dönülmezse Hadisi Şerifte buyrulduğu gibi zamanla günahlar işlene işlene insanın kalbini karartır ve insanı mahvfeder.

suveyda dedi ki...

siyah zambak dur yavaş ben sınıfa geç kaldım bu ne hız yetişemiyorum sana:)

okudum hepsini ama kaçmaz benden:)

bu yazıda çok güzel.sıkıntı deme bana sıkıntılar basıyor.günümüzde bir bebekten tutunda doksanlık dedeye kadar herkesin bir sıkıntısı var.öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor sanırım.sıkıntısız, dertsiz insan yok.ama şunuda yapmak gerekiyor, başımıza gelen herşeyi şükür ve sabır dairesi içinde karşılamak gerekiyor.

geçende bişey okumuştum çok hoşuma gitmişti.günah işlemeyi şöyle bir olaya benzetmişti yazar.mesela bir adam düşünelim ve adam çamurlu bir yolda yürüyor.ayakkabısına, pantolonuna velhasıl her tarafına dikkat ediyor çamur sıçramasın diye.büyük bir özenle çamurlu yoldan yürüyor.ama öyle bir durum oluyor ki adam düşüyor ve her tarafı ve çamur oluyor.günah işlemekte böyledir işte, önce herşey dikkat edersin bir sıçrar, iki sıçrar sonrada içine düşersin ve boşverirsin artık çamurlu yolda öyle yürümeye devam edersin hiç aldırmadan.
ALLAH bizleri öyle olmaktan korusun,çamurlu yollar çok etrafta o yollara girmekten korusun bizi.

söyleyecek çok şey var da ben gideyim en iyisi siyah zambak:)

suveyda dedi ki...

sendemi onaylı yaptın bu işi ya
fesüphanallah.
bak kızıyorum ama:)

emircan dedi ki...

Ebu Zer Radıyallahu Anh:
Resülüllah bana şöyle buyurdu: "Nerede ve nasıl olursan ol, Allah Teala'dan kork, takva sahibi ol; (işlediğin) kötülüğün, haramın hemen arkasından iyilik yap, tevbe-istiğfar et ki, o kötülüğü yok etsin, silip süpürsün; insanlarla güzel geçin, insanlara iyi ahlakla muamele et.”

Mislina dedi ki...

Halbuki rabbini iyi tanıyan, bilen asla sıkılmaz.Bilakis ruhu aydınlanır tahayyül edemeyeceği inkişaflara nail olur.Yeterki onu idrak edebilelim...

Siyah Zambak dedi ki...

mehmet abi,
biz tövbe etmeyi bilelim ki,kalbimiz beyazlaşsın inşaallah.

suveyda,
sen bu gidişle zaten devamsızlıktan sınıfta kalacaksın ama üzülme yanlız değilsin, emircan hocamda seninle aynı yolda:) bu onay işi güzel oluyor, arada virüsler olunca müdahale edilebiliyor.tabi bazan su-i zana da vesile oluyor ama neysse:)

emircan hocam,
cenab-ı hakk ne kadar şefkatli değil mi, kötülük yapmamıza rağmen iyilik yap, tövbe et de seni affedeyim demiş..ne büyük bir büyüklük..

mislina,
zaten yaptığımız yanlış da o değil mi, O'nu bazan unutmak.her daim aklımızda olsun inşaallah. bu arada yorumunu görünce bu da kim demiştim, tıklayınca anladım, senin adın eskiden berimi mislinaydı, ben mi yeni farkediyorum.