11 Ekim 2007

Aşkın Gözü Kördür

Fırat'ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yasayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuslar. Delikanli her gece Fırat'in sularinda yüzerek karşı yakaya geçer sevgilisine ulaşırmış. Şafak sökmesine yakın delikanlı sevgilisiyle görüşerek Fırat'ın azgın sularına girip öbür yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş. Yine bir gece delikanlp Fırat' ı geçip sevgilisinin yanına gitmis. Safak sökerken delikanli veda etmek üzere kadinin yanina yaklaşmış, kadina dikkatle bakarak;

"senin bir gözün âmâ mıydı ?!" demiş. Kadın o zaman delikanlıya bakarak;

"sen, sen ol sakın ola bugün Fırat' a girme" demiş. Delikanlı kadından ayrılmış , Fırat'a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğulup ölmüş.

Bizim delikanli gerçekte yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşk yüzünden onun gücü sayesinde Fırat'ı geçermiş. O aşk bitincede.... :)

4 yorum:

Kâzım Mızrak dedi ki...

#

Fâni olana karşı aşk, fânidir; görünen o ki.. tutku ile aşkı karıştırıyoruz. Bu durum, insanın megaloman 'lığından kaynaklanıyor olsa gerek.. insan, kendini beğenmişliği ile mâşûk olmayı istiyor: Oysa.. öyle bir bilinç ile yaşanmalıdır ki, böyle bir enâniyet hissi terk edilmelidir.

mehmetabi dedi ki...

Şimdi Cenk Unal olsaydı
Kaynak...
Bu hikayenin kaynağı var mı?
Nerde kaynak....
Diye sorardı :))
Kulakları çınlasın...
Herkese selamlar...

Siyah Zambak dedi ki...

kazım bey,
zaten insanın başına ne gelirse bir dilinden bir de enaniyetinden gelir sanırım, dağların bile kaldıramadığı bu enaniyet insanlara verilmiş,rabbim enaniyetimizi eritebilmeyi nasip etsin cümlemize.

mehmet abi,
cenk unal vardı zaten ama biraz meşguldü kendileri, o işleri de bırakmıştır heralde:) ama sorsaydı bende ona bu hikayenin zaten hakikat ile bir ilgisi olmadığını, dolayısıyla kaynaklık bir durumun da bulunmadığını söyleyiverirdim:)

bu arada;kulakları çınlasa bile telefonla konuşmaktan farketmemiştir:))

Kâzım Mızrak dedi ki...

"dağların bile kaldıramadığı bu enaniyet insanlara verilmiş, rabbim enaniyetimizi eritebilmeyi nasip etsin cümlemize."

âmin,

...

"ama sorsaydı bende ona bu hikayenin zaten hakikat ile bir ilgisi olmadığını, dolayısıyla kaynaklık bir durumun da bulunmadığını söyleyiverirdim"

bana da.. biraz öyle görünmüştü, aslında :o)