28 Ağustos 2010

23 Ağustos 2010

nerdesin mehmet abi?

mehmet abi nerdesiiiin???
noldu abi sana
bak kaçtır yazı yayınlıyorum köşede
bir tanecik olsun yorumlamadın.
"mehmetabi" yorumlarının eksikliğiyle büküldü bu kez blogumun boynu.
ya haramm:(
hayırdır mehmet abi
bir şeye mi küstün
sıkıntın nedir
bilmeden kırdıkmı kalbini
nerdesin abi
çıldıracağım inan!
mehmet abiiiiiiiiii!

22 Ağustos 2010

arabistanda yaşamanın artı ve eksileri

eskiden gurbet demezdim ama artık Mekke ve Medine hariç diğer şehirleri için de gurbet diyorum.
ben de Cidde de yaşadığıma göre gurbetteyim demektir.
gurbette yaşamanın artı ve eksilerini kendi kendime düşünürken not ederek daha kolay sonuca ulaşacağımı anladım.
sonra da blogun varken nota ne gerek var dedim.
zaten o da seni bekliyor boş boş dedim.
ben dedim, kendime dedim.
s.zambak dedim, git bloguna yaz sevinsin garip dedim ve geldim.
önce eksilerini sıralarsam artıları beni daha çok mutlu eder diye düşünüyorum.

1- Mekke ve Medine'ye ülfet peyda etmek, ülfet peyda etmek ihtimali ve korkusu
2-bayanların araba kullanamaması
3- bayanların taksiye binememesi
4- bayanların toplu taşımaya binememesi
5- bayanların sokakda yürüyerek bir yere gidememesi
6- bayanların balkona çıkamaması
7- zaten balkonlu evin çok az olması
8-bayanların istediği renkte dış kıyafet giyememesi
9- bayanların peçeleri dolayısıyla parklarda rahat yiyip içememeleri
10- bayanlara yönelik tüm kuaför işlemlerinin ateş pahası olması
11- komşuluğun mevta olması
12-alışveriş merkezlerinde kıyafet deneme kabinlerinin olmaması
13- bayanlara özel havuz olmaması
14- 7-24 klimalı bir hayat yüzünden kafamızın şişmesi ve temiz havaya özlem
15- kızımın türkçe harfleri ve rakamları da ingilizce gibi okuması (çok komik oluyor:))
16- hemen her tatlı türünde hurma kullanılması
17- çin malı haricinde bir şey bulamamak
18- mutavvalar:( (din polisleri)
19- Mesicid-i Nebeviye kameralı telefonla girememek
20- Kabede hanımlara azıcık yer ayırmaları
21- türk usulü Kur'an-ı Kerim bulundurmamaları
22- Kabe'de ve Medine'deki bayan polislerin komple kapalı olmaları, hiç hoşlanmıyorum bence yüzleri açık olmalı.
23- kavgacı şöförler...bir de trafik kuralları öyle ağır olmasa nasıl olurmuş.
24- bakıcı olayını abartmaları...
25- çoğul evliliğin yaygın olması
26- her milletten insanların olması, adeta küçük bir dünya...
27- yeşil doritosun olmaması
28-lezzetli siyah zeytin olmaması
29- piknik alanlarının olmaması, bu yüzden orta refüjlerde mangal yakmak:(
30- sahillerin içler acısı durumu, o sahilleri bize vereceklerdi ki...

ay içim karardı, biraz sevinelim şimdi de;

1- Beytullaha 40 dk uzaklıkta olmak
2- Efendimize 3 buçuk saat uzaklıkta olmak
3- vizesiz, biletsiz arabamıza binip rahat rahat Mekke'ye Medineye gidebilmek
4- alışveriş merkezlerinde sadece bayanların girebildiği bölümlerin olması,
5- sadece bayanların girebildiği kocaman parkların olması
6- bayanlar için şahane kıyafetlerin olması
7- bayanların yemek yapmak istememesinin çok normal karşılanması
8- okullarda ilkokuldan itibaren kız-erkek ayrımı olması
9- dışarda bayanların mecburen belli bir standarda göre giyinmesi, en azından görüntü kirliliği yaşanmıyor.
10- lokantalarda her masanın etrafının kapalı olması, orada ancak bu şekilde rahat yemek yiyebilir insan.
11- temizlikçi kadınların çok ucuz olması tarifi imkansız bir keyif...
12- ütücülüğün yaygınlaşmış olması da hakeza...
13- her durumda, her ortamda, gittiğiniz her yerde bayanların ve erkeklerin ayrı oturup kalkması hatta ayrı kapılardan eve girmesi de büyük özgürlük bence.
14- (size çok garip gelebilir ama) boşanmaların bizdeki gibi çin işkencesine dönüştürülmemesi.
15- çocuklar için bakıcı olayının yaygın olması
16- bir bayan tek başına biryere gidemeyeceği için çocukların külfetini eşiyle paylaşması
17- temizlik derdi olmadığı için evlerin kocaman olması

yorucu bişeymiş...
şimdilik bu kadar olsun.
dahası gelirse aklıma, belki 2.bölüm şekliyle yazarım.

19 Ağustos 2010

5 kasım mı?

çok geç ama yaa.. hiç beni düşünmüyorlar.
artık tatile gelmek lazım kasım ayında.

15 Ağustos 2010

allahım öleceem acımdan...

arkadaşlar, bu nasıl bir ramazan böyle yahu. serum versinler bana, bayıltsınlar, taa bayrama ayıltsınlar. herkesin elini öpeyim sonra bol bol şeker, çikolata ve de para versinler, teselli olsun zavallı siyah zambağa.
allahım! bana cennette özel bir kapı yarat. sadece benim için. çünkü ben çok zor oruç tutuyorum sırf senin rızan için.
arkadaşlar! lütfen bol bol yorum atın. bu zor günlerimde moral olsun bana.
zaten yine cinler yuva yapmış bloguma.
kışkışlamak lazım.
daha 2 saat var yahu.
sabır canımın içi midem sabır.
yine acımdan şiir yazacağım ramazan pidelerine:(

7 Nisan 2010

tam süper olcak

girdikleri yeri darmadağın eden mini minicik karınca kardeşlerimden nasıl kurtulabilirim diye düşünürken bir yakınımdan şöyle bir öneri almıştım;

bir ekmek kırıntısı bırak bir köşeye
daha sonra bir karınca onu görüp yedi sülalesini çağırmaya gidecektir.
sen de o arada hemen ekmeği kaldır.
gelen karınca sürüsü bir şey bulamayınca muhbir karıncanın imajı zedelenecektir.
bunu bir kaç kez tekrarladıktan sonra artık o karıncaya kimse güvenip de gelmez.

dahice bir plan gerçekten de...bunun hamam böceği versiyonu da olsa tam süper olcak.

22 Mart 2010

kırmızı türbanlı kız

Efendiiim, bir varmis, iki varmis, üc yokmus. Ücün bi isi varmis, bi yere kadar gitmis.Develer gazeteci, pireler ajan iken, bir pire bir deveye : “ Gel beraber bir gazete kuralim.”, demismi, dememismi, belli degilmis. Gerci bu konuyla ilgili birilerinin elinde belgeler varmis ama belgeleri seytan almis götürmüs, satmis, getirmemis.Dandini dandini dastana, danalar gitmis Amerikaya, oradan öküz olup gelmisler...Neyse Efendim, lafi fazla uzatmayalaim, kisa kalsin.Vaktiyle kirmizi türbanli bir kiz varmis. Bu kiz üniversite tahsili yapicam, Rabbime ve halkima hizmet edicem, diyerek üniversite imtihanina girmis, birincilikle kazanmis ve kayit yaptirmak üzere ormanin icindeki üniversiteye dogru yola cikmis. Üniversite ormandaymis cünkü o zamanlar ormanlik bölgeleri türlü entirikalarla ele gecirip üniversite acma modasi cok yayginmis. Koc yasayan kurtlar bu ayaklarla okul acip, kendileri gibi adam yetistirirlermis. Kirmizi türbanli kiz, sevinc icerisinde ormana girmis, derken karsisina aniden hayvan oglu hayvanin biri cikmis. Bu hayvan bir kurtmus ve uluyarak kirmizi türbanli kiza sormus: “O basindaki seyde ne öyle ?!?!?!”“Türbaaan... Inancimin geregi.”“Neeeeee??? Amcanin böregimi ?!?! Hahahaha !! O türbanla nereye gidiyorsun ?”“Kazandigim üniversiteye kayit yaptirmaya gidiyorum, hayvan bey.”“Git bakalim. Nasil olsa gittigin gibi dönersin ! Hahahaha !!”Kirmizi türbanli kiz o hayvani orada birakip yoluna devam etmis. Tabi kurt da bos duracak degil ya. Hemen atlamis kavazaki motoruna, kestirmeden gelmis okula, varmis rektörün yanina. Üniversitenin rektörü, halkinin dinine ve degerlerine saygili, dürüst bir insanmis. Böyle oldugu icin, kurt öylelerini hic sevmezmis. Hemen oracikta rektörü yemis ve onun kiligina girip kirmizi türbanli kizi beklemeye baslamis...Gel zaman git zaman, gel zaman git zaman , gel zaman, e tamam orda kal zaman ! kirmizi türbanli kiz üniversiteye gelmis, rektörün yanina varmis.“ Geeel bakalim kiziiim. Yaklas söyle yanimaa !!”“ Bu rektör deminki gördügüm hayvana ne kadar cok benziyor. Suna baksana: kulaklari, eli, agzi, ne kadar büyük ...”“ Yaklas kiziimm ! Geel korkma !”“ Rektör amca, senin neden böyle kulaklarin büyük ?”“Senin gibi dindarlar hakkinda daha iyi istifarat alabilmek icin !!”“Ama senin ellerinde cok büyük...”“Senin gibilerinin türbanina daha rahat el uzatabilmek icin !!”“Iyide, senin agzin neden bu kadar kocaman ?”“E senin gibilerini daha kolay yiyebilmek icin !!!”“Gel burayaaa !!! Hahahaha !!!”Iste tam o sirada “Süpermüslüman” adinda bir kahraman, ucarak camdan iceri girmis.“Birak ulen kizi !!” Rektör kiligindaki kurda bi kafa... Kurt aynen nakavt...Süpermüslüman, kurdun yedigi namuslu rektörü de, kurdun karnini yararak cikartmis ve tekrar makamina oturtarak ona demiski : “ Örtüye uzanan elleri kirarim ! Bunu herkeze anlat !”Kirmizi türbanli kiz, Süpermüslümani görünce saskinlik ve hayranlik icerisinde sormus:“Siz yesilpersil adammisiniz ?”“Nayir bacim, ne persili ? Ben, zalimlerin korkulu rüyasi, mazlumlarin dostu Süpermüslümanim !”“Tesekkürler Süpermüslüman.”“Birsey degil.”“Kac sey?”“Hehehe... Sen beni güldürdün, Allah’ta seni güldürsün...”Efendiiiiiiiiim, daha sonralari kirmizi türbanli kiz ve Süpermüslüman, birbirlerine sevdalanmis ve evlenip mutlu bir hayat sürmüsler. Onlar ermis muradina, e bundan bize ne?Gökten 3 kilo elma, 4 kilo armut, 2 kilo sogan, 1 kilo da hiyar düsmüs.Millet de : “Ulan, basimiza tas yagmasi gerekirken, cok sükür meyve sebze yagiyor.”, demis.Bu masalda burda bitmiiiiis.Bu masali kim yazdi? Yazarin ayakkabi numarasi kacti? Gözleri niye yesildi? Sütten agizimi yanmisti ki 1 bucuk iskenderi yogurtlu yiyordu? Neydi? Nasildi? Noldu?Bütün bu sorularin cevaplari, az sonra karsinizda olmayacak, e cünkü bize ayrilan süre bitti...

12 Mart 2010

naman allahımmm


nayyııır nolamazzz...abdül ölemez... ninanılır gibi değil. hortlatın çabuk abdülü, türk halkının pisikolojisi bozulacak yoksa, şahsen benimki bozulmaya başlıyor. usta da hatunu aldı tatile çıktı. hiç yapacağı şeymi bu polatın. duy da inanma. yalaaannnnn diye naralar atıyorum tv başında. noluyor leeennn.... kurtlar vadisi tatile mi çıkıyor yoksa. :(
şeytan diyor seyretme bir daha, reytingleri yerle bir olsun...

11 Şubat 2010

kuş olsam...

olsam da uçsam,
uçsam da türkiyeye konsam
kar topu oynasam,
kardan baayan yapsam,
burnuna havuç koysam,
soğuktan neredeyse donsam,
sokaklarda kaya kaya yürüsem,
düşenlere katıla katıla gülsem,
komşuma gülünce ben de düşsem...
hiç fena olmazdı hani:(

29 Ocak 2010

allah isterse her şey olur

aslında böyle şeyler anlatılmaz, fakat iki gündür içimde uçuşan kuşlara hakim olamıyorum. öyle mutluyum öyle mutluyum ki paylaşmazsam olmayacak.

ciddeli hanımlar olarak gönüllüler vakfı adında bir derneğimiz var. tek hedefimiz muhtaçlara yardım edebilmek. birçok yardımlarımız oldu ama öyle birisi oldu ki rabbim kabul etsin çok hayırlı oldu kanaatindeyiz. arabistanda 12 senedir ailesini ve ülkesini hiç görmeyen bangladeşli bir kardeşimiz vardı. iki senedir de evli. yani yeni evli bir beyefendi. fakat bu kardeşimiz aynı zamanda iki senedir de kanser hastası. oturma izinleri de yok. arabistanda oturma izni olmayanlar ölüme terkedilmiş sayılır. zavallı hanımı sırf beyinin tedavi masrafını karşılayabilmek için günlüğü takriben on milyona denk gelen günlük temizlik işlerine gidiyor. eşinin hastalığının çok artması neticesinde doktorların tavsiyesi üzerine hanımı artık tedavi masrafları için değil son günlerinde ölmüş babasından yadigar kalan ama annesini görmeye gidebilsin diye uçak biletini alabilmek adına temizliğe gidiyordu. ikisi de öyle zor durumda kalmışlardı ki, onların sıkıntısını tam manasıyla anlayabilmem mümkün değil, anladığım kadarını anlatabilmem dahi mümkün değil.

bir şekilde bizim kulağımıza gelince bu durum, ne yapabiliriz diye düşündük önce. herkesten bir fikir çıktı, en nihayetinde bilet parası için gıda kermesi düzenleyelim dedik.kermesimizi, geçenlerde ciddeye gelen prof.dr. üstün dökmen beyefendinin konferansının olduğu türk okulunun bahçesinde aynı saatlere denk getirdik ki katılım daha çok olsun. ciddeli türk hanımlar allah hepsinden bin kere razı olsun elleri tepsilerle dolu dolu akın ettiler kermesimize.

netice tahayyülümüzün çok fevkınde bir rakam oldu ve hasta kardeşimiz şimdi ülkesinde. uçaktan iner inmez bayılmış fenalaşmış. abisi ve kardeşleri karşılamışlar. annesi başka bir şehirde onu beklerken, geçirdiği fenalık yüzünden havalimanının bulunduğu ildeki bir hastanede tedavi altına alınmış.

içimde kuşların sebebi, aklıma geldikçe mutluluktan gözlerimi dolduran şeyse; tedaviye cevap vermeye başlamış. hergün biraz daha iyiye gidiyormuş.
şimdiki dileğimiz ise cidde de kalan hanımının da bir an evvel eşine kavuşması.

18 Ocak 2010

düşün bakalım

sizi cepten arayan birisi var
ama siz onunla o an görüşmek istemiyorsunuz
meşgule mi düşürürsünüz
yoksa
karşı tarafın pes etmesini mi beklersiniz?

3 Ocak 2010

üzülüyorum, hem nasıl

çocukluk hakikaten de büyük safiyetmiş.
okul yıllarımda, çok sevdiğim, ailemden çok vakit geçirdiğim, çocukça sırlarımı paylaştığım, benden bildiğim canım arkadaşlarıma net sayesinde tekrar kavuştum birer, birer.
face to face durumu:)

artık konuşup sohbet ediyoruz, aradan geçen yıllarımızı anlatıyoruz birbirimize, kameralı görüşüp ne kadar büyüdüğümüze inanamıyoruz. sürekli şaşırıyoruz, sürekli ağzımız açık kalıyor.

sonra diyorum ki; çocukluk büyük masumlukmuş. bir kaçı hariç, bir çoğu çok değişmiş. artık benden değillermiş. sonra kendime şaşırıyorum benim böyle arkadaşlarımda mı varmış diye.bir tuhaf hissediyorum. biraz korku, ürperti, biraz özlem, en fazla da üzüntü yer alıyor kalbimde. mesele,benim çocukluk arkadaşlarımla ilgili olsa da annelik duygularım ağır basıyor galiba, kendi yavrularım için endişeleniyorum hemen. sonra,"herkesin sahibi allah, anneliğini yap yeter"diyor aklım kalbime.

öyle bir anlattım ki,siz de şimdi bir şey var sanacaksınız, belki var belki yok ama değişim çok.

fazla samimi gördüm kendimi
bu seferlik böle olsun o zaman.

hayırlı geceler herkese

27 Aralık 2009

tövbe ediyorum

haklısın mehmet abi, "son" dedik son olacaktı neredeyse, karabasandan kurtuldum yazdım hemen. bir noktadan sonra insan yazının kalitesine çok dikkat etmiyor biliyor musun? önemli olan blogu öldürmemek bence, zaten yazdıkça açılıyor insan, yazası geliyor. mide gibi yani yedikçe miden büyür daha çok yersin veya yemedikçe yemezsin. blogda onun gibi, yazdıkça yazarsın, bir sekteye uğrarsa işin zor. bu yüzden ben de blogumu öldürmemek adına yazıyorum, sakın "ne yazıyor bu yaw" demeyin. imla kurallarıma da bakmayın, özgürce yazmak süpper bişe bence, imla kurallarını hiç sevmiyorum.

bu gecelik bu kadar yeter, çok da şımartmamak lazım bu blogları:)

13 Aralık 2009

tamam tamam,bu son


elli kere diyorum, taksit taksit göndermeyin diye, sağolsun arkadaşlar parça parça gönderiyorlar fotoları. benim suçum değil yani.

şimdi kısaca fotoyu anlatayım;
mavi giysili hacılar malezyalı hacı kafilesi. boyuna bir halka olmuşlar. söylediklerine göre halkanın ortası da malezyalı hanım hacılar varmış... ne centilmenlik ama, takdir ettim valla...şak şak şak.....

10 Aralık 2009

bunları da yayınlamazsam içimde kalır

bu resme bayıldım, kabenin puslu havası, eski fotolarda gördüğümüz kabeyi andırıyor.


8 Aralık 2009

5 Aralık 2009

hu huu komşuu!

İnsan yabancı bir yerde yaşayınca böyle hatalar da yapabiliyor. Her millet farklı tabi.
Geçen gün yeni evimin yeni karşı komşusuyla yeni arkadaşlıklar hayal ederek güzel bir tabak hazırlayıp komşuma götürmüştüm. Sağolsun, hoş bir sohbetimiz oldu o akşam...Her ne kadar devamı gelmese de bir akşamlık komşuculuk oynadık.
Lakin tabağımdan bir daha haber alamadım ne yazık ki:( Neccem ben şimdi. Gitti güzelim takım. Burda böyle demek ki, tabağın iadesi olmuyormuş. Baştan bileydim plastik tabakla vermezmiydim ben onları.

Bilemedim ben onuu bilemedim:(

16 Kasım 2009

Merhaba kürkçü dükkanım, ben geldim :(

14 Kasım 2009

yüreğimden sızıntılar


Selam kimsesizim,boynu büküğüm, garibim benim.


Ne biçim bir sahibin varsa,
Yılda bir kaç kez uğruyor hatırlarsa...
Ben sana nankörlük yapmış olsam da,
ilk göz ağrım, ilk heyecanımsın ne de olsa...

Bu yüzden,
Özür diliyorum senden.
İnan hep aklımdaydın aslında
Yüreğimden akanlara baksana

Bir daha böyle olmaz desem de
İnanır mısın bana yine de?
Ben olsam inanmam benim gibisine
Sana da inanma derim böylesine

sakın bunu bir veda sanma
onca anı,onca hatıradan sonra
kolay mı elveda demek sana
korkma,silip atamam seni çöp kutusuna
Zaten başıma kaldın sanırım
Hatıralar izin vermiyor ki ayrılalım
Bundan sonra da beraberiz korkarım
Hemen küsme be şaka yaptım:)

Sayende tarihe geçtim bir de
"Bloguna şiir yazan ilk sahibe"
Daha ne yapayım senin için
Küçük emraha bile bağladım için için:(

Bence yeter ama bu kadar
Yaz yaz nereye kadar
Hem barıştık sanırım artık
E görüşrüz o zaman allahaısmarladık

12 Kasım 2009

unutulmuş, üzüldüm

blogumu görünce çok üzüldüm gerçekten, boynu bükük, garip garip kalakalmış öyle...
daha yazacaktım ama sonra inşaallah
misafir gelmiş, kapıda bekletmeyeyim şimdi