
31 Mart 2008
Cennet-ül Baki

24 Mart 2008
Bu Kutlu Gecede Medine'de Olmak

Medine hüzünlüydü.. Henüz şehre girdiğimizde hissetmiştim gökyüzünü kaplayan bu hüznü. Alemlerin Efendisi 1437 sene evvel alemleri nuruyla aydınlatmışken, bugün bu şehirde yatıyordu yine alemleri aydınlatan nuruyla.. Mutluydu aynı zamanda Medine. İns ve cinnin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’ya (SAV) ev sahipliği yapıyordu yeryüzünde. O’nun hürmetine nice başlar secdeye varıyor, nice eller semaya kalkıyordu bu topraklarda. Nasıl mutlu olmazdı ki bu şehir. Yeryüzünde ondan daha mutlu bir yer var mıdır acaba? Efendimizi sinesine sarıp sarmalamış bu mübarek şehirden daha mutlusu var mıdır?
Mescidine doğru yaklaşırken tarif edemediğim o huzur kapladı yine yüreğimi. Sanki ilk kez geliyormuşum gibi yanına heyecanlandım aynı zamanda. Yine yollar uzamışdı işte. Dakikalar saat gibi geliyordu yine. Ta ki mübarek kubbenin yeşili karşımda parıldayana kadar. Elimden gelse kollarımın arasına alıp sarılıcam yeşil kubbeye, öyle çok seviyorum ki bu kubbeyi. Nasılda güzel ışıldıyor gecenin altında. Ya sen? Kim bilir sen nasıl ışıldıyorsundur onun altında canım Efendim? Ezelden beri yeryüzünü aydınlatan nurun hala ışıldarken buralarda, sen nasıl ışıldıyorsundur o kubbenin altında Ya Nebi..
Nasıl bir nursun, nasıl bir rahmetsin Ey Nebi.. Yetimlerin babası, kimsesizlerin sahibi, fakirlerin umudu..
Babaların utancı, anaların korkusuyken kız çocuğu, rahmetinle şeref verdin Ey Nebi! Alemlere saçtığın rahmetin oldu kız çocuklarını diri diri toprağa gömülmekten kurtaran. Ömrü inkarla geçmiş kafirler için bile “Affet Allah’ım” diye yalvarışın merhametindir Ya Resul. 1437 yıl evvel yeryüzüne saçılan nurundur bugün önümüzü aydınlatan.
Aşkınla yanıyoruz Efendim.
Hasretinle kavruluyoruz Efendim.
Ümmetin bu gün sana kavuşmanın sevincini yaşarken,
Asıl vuslatın hasreti büyüyor yüreğimizde Efendim.
Binlerce salat-ü selam sana olsun Efendim.
7 Mart 2008
O Gece, Bir Başka Güzeldi Medine
Medine, gecenin siyahının altında nur gibi parlıyordu o gece.
5 Mart 2008
düşündüm ama bulamadım
ne güzel günlermiş meğer.
hiç farkında değilmişim.
hoş,farkında olsam n'olacaktı sanki..
yine geçecekti..
yine bitecekti.
mazi işte..
önemli olan şu anki günlerimin o günlerimden çok daha kıymetli olduğunu bilmemdi.
zira Efendimiz'in yanıbaşındaydım..
daha ne isterim ki..
ne mazisi..
ne geçmişi..
"Benimki de laf!" demeliyim..
ama demeli olduğum için dememeliyim..
demiyorum da zaten..
aşığı olduğum Peygamberimin yanındayım yaa..
herşey boş..
hem de bomboş..
4 Mart 2008
Allah! Allah! Allah!
23 Şubat 2008
Şimdi Okullu Olduk
Okula beraber gidiyoruz dedim, çünkü tek başına güvenemediğim için ben gözetmenlik yapmaya gidiyorum. İdareciler beni kabul etmezler diye çok korktum aslında ama hiç de korktuğum gibi olmadı. Bilakis çok güzel bir ortam, onlar konuşuyorlar ben dinliyorum, onlar konuşuyorlar ben dinliyorum. Arada dilim döndüğünce ben de konuşuyorum. Sökücem inşaallah kısa zamanda bu arapçayı.
İlgimi çeken bir şey oldu okulda bugün. Bayanlar cemaatle namaza durdular. İçlerinden birisi "Allahuekber" leri sesli söyledi, diğerleri de ona uydu ve hepsi aynı saftaydı. Bu da benim kafama takıldı. Hocalarımıza sormuş olsam cevaplarlar mı acaba? Mesenen Emircan Hocam; Bayandan imam olur mu? Ne diyorsunuz bu duruma?
22 Şubat 2008
Ne Gündü Ama
Çoluk çocuk ipi arabaya bağladılar ve.. 
hüzünlü bakışlarla ipe bakakalan gözlerden de anlaşıldığı gibi ip kopuverdi. Bu hüzünlü atmosferden etkilenmiş olacak ki; ingiliz teyze de kendi çapında yardım etmeye çalışıyor sağolsun ipten daha kırılgan haliyle.
Bağajlar açıldı, bavullar döküldü yeni bir ip bulmak için. Bu arada size söylemeyi unuttum, bu iki araç Cidde'den gelmişler Yanbu'ya gezmeye. Arabaların içi çoluk çocuk ve hanımlarla dolu. Bizim için ne diyorlar bilmiyorum ama hallerinden pek memnun olduklarını sanmam:)
Sonunda ipi taktılar ve tekrar: "Ya Allah" dediler fakat arabamızın nasıl kurtulduğunu yakalayamadım, kızım sağolsun, lafa tuttu beni. Bizim arabayı kurtardılar, fakat sevinçden direksiyondaki adam frene basmayı unutunca kendi arabalarının lambalarından oldular maalesef. Aksilik işte..:)
Bu arkadaş, operasyonun başında ip lazım olunca aramaya çıkmıştı. O gelene kadar kaç ip takıldı.. kırıldı.. sonunda sağlam bir iple operasyon başarıyla tamamlandı.. fakat kendisi denizden bulduğu kırık pırçık bir kaç iple yeni teşrif etti :)
...ve mutlu son.. sizlere minnettarız. Siz karşımıza çıkmasaydınız şu anda o arabanın içinde açlıktan baygın düşmüştük hepimiz. Bundan sonra azığımızı hazırlamadan yola çıkmak yok. noluuur, nolmaaaz. Herşey insan için.
Araba kurtulduktan sonra ilerlemiş saate ve soğuyan havaya rağmen planlarımı devreye sokmak istemişdim ama bu kez de sürpriz misafirlerimiz vardı. Koca denizde başka balık tutacak yer kalmadı sanki. Hayret bir şey..Belli ki nasip değildi bugün bize denizin tadını çıkarmak. Bari biz de balık tutalım dedik, balıklar için kızarmış sosisden hazırlanmış özel yemi taktık oltaya ve attık denize. Bu sefer de oltamız kırıldı. Zaten kızım da bu arada sosisleri yemiş bitirmişdi.:(19 Şubat 2008
17 Şubat 2008
15 Şubat 2008
Kırk Sene Beklerdiniz
10 Şubat 2008
ALLAH yardım etsin
Eskiden beri mahçup olurum kendi kendime bu tür haberleri izlerken,"ne ayıp ya, insan utanmaz mı hiç orda yardımdan nasiplenmek için başkalarıyla kavga etmeye" derim fakirliğimizi unutarak, bazan gülmek gelir içimden, bazan ağlamak gelir acıyarak. Bazan da ümitsizliğe düşerim "hiç değişmeyiz" diye. Sonra yanlış kimde, nerde diye düşünürüm sessizce.5 Şubat 2008
BEDİR
Yol kenarındaki dağlarda Allah lafızları yazıyor. Bu dağda da göründüğü gibi " Lailaheillallah Muhammeden Resulullah" yazısı var.
Bedir dağı. Cebel-i Bedir.
Burası Osmanlı yapıtı, Mescid- i Ariş. Efendimiz ve sahabeler savaşdan önce burada konaklamış ve dua etmişler. Osmanlı zamanında da bu şekilde mescid haline gelmiş. Böyle sakin göründüğüne bakmayın, cuma vaktiydi gittiğimizde, cemaat ağzına kadar doldurmuşdu mescidi.
29 Ocak 2008
Kabe
21 Ocak 2008
Ne Gülüyorsunuz Yahu?
18 Ocak 2008
Tövbe Estağfirullah
13 Ocak 2008
M İ M
Geçen sene Cidde de bir mağaza da kıyafet bakıyordum. Biraz bakındıktan sonra kıyafetleri beğenmedim ve mağaza sahibine ingilizce bişeyler sordum kıyafetler hakkında. Adamın verdiği ingilizce cevaptan sonra eşime dönüp: "Yok ya, adam uydurdu resmen, boşver almayalım" dedim. Tam o sırada mağazaya giren bir başka türk, mağaza sahibiyle türkçe konuştu..Benimde başımdan aşağıya kaynar sular döküldü tabi.. Başımı yere eğdim ve direkt gözden kayboldum. hayatımın en komik ve utanç verici bir anıydı.
9 Ocak 2008
Arabi Öğreniyorum
Dil öğrenmeyi çok seviyorum. Hele de arapçaya karşı çocukluğumdan beri özel bir merakım vardı. Çevremde arapça konuşanların ağzına düşerdim dinlerken. Bayılırdım konuşmalarına. Kulağa çok hoş geliyor bence. Çok istiyorum bir an önce öğrenmeyi. En çok istediğimde Kuranı anlayarak okumak. Buralara kadar gelip de öğrenmezsem ayıp olur bence. Ben de "Bismillah" dedim ve başladım.8 Ocak 2008
Mutfak Kazalarından Bıktım Usandım!
4 Ocak 2008
1 Ocak 2008
Şükufe ve Diğerleri
Gelelim şükufe ve aşiretine.. Buyrun tanıştırayım sizleri..
Bunlar da Şükufe ile Makbule. En iyi yaptıkları şey nöbet tutmak. Lütfiye ve Hayriye yavrularıyla ilgilenirken Şükufe ve Makbule de yabancılara karşı nöbetteler. En başta bana karşı nöbet tutuyor nankörler. Sürekli göz hapsinde tutuyorum bu güvercin aşiretini, e tabi bir de her gün postalamak için planlar yapıyorum içimden, hissettiler galiba. Farkındayım, biraz asi takılıyorlar bana karşı.
İşte Hayriyenin yavruları.. Hep böyleler işte siz de şahitsiniz. Yan gelip yatıyor tembeller..

İnsan bazan bir dost istiyormuş meğer...